Kalp Kapağı Kalp Kapağı
Ana sayfa » Protez Kalp Kapakçıkları » Mekanik Kalp Kapakçığı

Mekanik Kalp Kapakçığı

Kalp kapaklarının görevi nedir?

Kalp kapakları kendisinden sonra gelen odacığa kanı aktaran, bir sonraki odacığın kasılmasıyla vücuda ve akciğerlere pompalanacak kanın geri kaçışını engellemeye yaramaktadır.  

Kalpte Kaç Kapak Vardır?

Sol kulakçık ile sol karıncık arası “mitral kapak”, sol karıncık ile aort ana atar damarı arasında “aort kapağı”, sağ kulakçık ile sağ karıncık arası “trikuspid kapak”, sağ karıncık ile akciğer atar damarı arasında pulmoner kapak yer alıyor. Görülme sıklığına göre kalp kapak hastalığı sırası ile mitral kapak, aort kapak, trikuspid ve en az sıklıkla da pulmoner kapakta oluşuyor.

Yaşlanmayla birlikte, kalp kapakları da deformasyon veya dejenerasyona uğrayabiliyor. Romatizmal kalp kapak hastalığının aksine, çoğunlukla yetmezlik oluşuyor.
Doğuştan bazı kapaklar üç yaprakçıklı olmak yerine iki yaprakçıklı olabiliyor. Kan basıncının kapağa etkisi ile kapak yapısı daha kısa sürede bozulabiliyor. Bu kişiler nadiren erişkin yaşa kadar ya da yaşlılık dönemine erişebiliyor. 30-40’lı yaşlarda kapaklarda darlık ve yetersizlik bulguları ortaya çıkıyor.

Mekanik kalp kapağı özellikleri

Mekanik Kalp Kapaklarının Avantajları

  • Çeşitli ölçülerde üretilip, kolayca elde edilebilirler.
  • Metal kapakların takılmaları genelde kolaydır.
  • Mekanik kapaklarda bozulmalar nadir görülür ve ikinci bir operasyon ile yenisiyle değiştirilmelerine genellikle gerek duyulmaz.
  • Vücut tarafından yabancı madde olarak kabul edilmedikleri için, özel anti-reaksiyon ilaçların alınmasını gerektirmez.

   

Mekanik Kalp Kapaklarının Dezavantajları

  • En büyük dezavantajı trombojenik olmalarıdır, mekanik kalp kapağı takılmış hasta hergün Coumadin (kan sulandırıcı) kullanması gerekir, aksi taktirde takılan kapakta pıhtı oluşarak kötü sonuçlar doğurabilir. Coumadin i kullanırken yemeğinize, kullandığınız ilaçlara da dikkat etmelisiniz, çünkü bazı yiyecekler ve kullandığınız ilaçlar, Coumadin in anti-koagulant etkisini azaltabilir veya artırabilir. Coumadin tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi ve doz ayarlaması yapılabilmesi için belli aralıklarla PT-INR değerleri için kan tahlili yapılmalıdır.
  • Ayrıca coumadin teratonejik bir ilaçtır, gebelerde kullanılmaz, doğurganlık çağındaki genç kadın hastalar için çok uygun kapaklar değillerdir.
  • Son olarak, mekanik kapaklar sıkça, hastanın kendi ya da yanında bulunan kişiler tarafından duyulan özel bir mekanik protez kalp kapağı sesi ortaya çıkarır. Hastalar bazen bu sesten şikayetçi olabilirler.

Mekanik kalp kapakçığı ameliyatı

Kalp kapağının görevini yapamadığı durumda, hastanın kalp kapağı tamir edilerek ya da değiştirilerek ameliyatla tedavi edilmesi gerekir, kalp kapağı değiştirilip yerine metal kapak konulan hastalarda yeni kapağın, kandaki hücreleri uyararak pıhtılaşmayı kolaylaştıran bir zemin oluşturabilir bu nedenle hastanın pıhtı önleyici yani kan sulandırıcı ilaç kullanması zorunludur. Aksi takdirde metal kalp kapağının üzerinde oluşan pıhtı, kapaktan geçen kan akımını azaltır, böylelikle kapak tam olarak görevini yapamaz hale gelir. En kötüsü ise pıhtı, beyne giderek felç ve körlüğe ya da vücudun diğer organlarına ulaştığında da ani organ yetmezliklerine yol açabilmektedir.

Kan sulandırıcı ilaçların günlük dozu sabit olmayıp kişiden kişiye farklılık gösterir, Günde çeyrek tablet kullanan hastalar olduğu gibi 1-2 tablete ihtiyaç duyan hastalar da vardır. Doktorun, kandaki INR ölçümlerine göre belirlediği dozda ilaç kullanımı önemlidir. Ancak hastaya doğru dozu belirlemek yeterli değildir. Çünkü kan sulandırıcı ilaçlar yiyecek ve içeceklerden etkilenebilmektedir. Yani besinler, ilacın etkinliği düşürebilir ya da yükseltebilir. Bu nedenle hasta kan sulandırıcı ilaç kullanmaya başlarken, kendisi için uygun bir de diyet programı oluşturmalıdır. Doktorunun önerisi ile beslenme ve diyet uzmanının kontrolünde uygulayacağı diyet kurallarına ömür boyu uymak zorundadır. Kalp kapak hastalarının ameliyat sonrası kullandığı kan sulandırıcı ilaçlar yiyecek ve içeceklerin yanı sıra, hastanın aldığı bazı ilaçlarla da etkileşime girebilir. Bu da ilaçlarda doz ihtiyacında değişikliğe neden olabilir. Kan sulandırıcı ilaçların özellikle bazı ağrı kesici ve antibiyotiklerden etkilendiği bilinmektedir. Bu nedenle hastaların bu tür ilaçları almaları gereken durumlarda, bilinçsiz bir şekilde hareket etmemeleri ve doktora danışmaları çok önemlidir. Aksi takdirde vücutta kanama veya kalp kapağında pıhtılaşma gibi yaşamı tehdit edebilen sonuçlar ortaya çıkabilir.

Kapak ameliyatları sonrası hastanın iyileşmesini hızlandıran ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesini sağlayan bazı kurallara uyulması gerekir:
“Ameliyat sonrası iyileşme sürecini kısaltan en önemli aktivite vücudu yormayan basit egzersizlerdir. Hastalar için en uygun egzersiz ise düzenli yapacakları yürüyüşlerdir. Bunun dışında sağlıklı beslenme, ilaçlarını düzenli olarak kullanma, doktor kontrollerini aksatmama ve öneriler doğrultusunda hareket etme gibi kurallara uyan hastalar, yaşamlarına sağlıklı bir şekilde devam edebilir.”

Mekanik kalp kapaklarının ömrü ne kadardır?

En uzun dayanan Yapay kalp kapakçığı tipi, mekanik kapaktır. Atomize karbondan imal edilir. Alerji yapmıyor, etrafında dokuya tutturmak için örgüden yapılan bir kısım bulunuyor. Bu kısım kapağa yapışık, dikişe de uygundur.

Ancak Mekanik kalp kapakçığı ömrü ne kadardır sorusunun net bir cevabı yoktur. Mekanik kalp kapakların da ömürlük oldukları söylenemez. Bunlarda da zaman zaman mekanik arızalar oluşabilir veya üstünde pıhtı, doku oluşabilir. Bu durumda değiştirilmesi gerekir. Herhangi bir sorun olmazsa mekanik kalp kapakları genelde 30 yıldan uzun dayanır.

Mekanik kalp kapağı ve hamilelik

Mekanik kalp kapağı olan tüm hastaların, tromboembolik (Damara tutunmuş trombüsten ayrılan parçanın kan dolaşımıyla başka bir bölgede tıkanıklık oluşturması) olayları engellemek için ömür boyu antikoagülasyon yani kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaç kullanmaları zorunludur. Bu hastalar gebe kaldığında da kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaç kullanmaya devam edilmesi şarttır. Maalesef aynı ande hem anneyi koruyacak hem bebeğe zarar vermeyecek özellikte bir pıhtılaşma önleyen ilaç henüz yoktur. Günümüzde mekanik kalp kapağı olan hastalarda tüm dünyada kabul gören standart tedavi şekli, ömür boyu varfarin kullanımı olmuştur. Ne yazık ki varfarin bebeği etkileyebilecek ciddi yan etkilere sahip olduğu için bu hastalar gebe kaldığında kullanımı tartışmalıdır. Alternatif ilaç seçeneklerinin, mekanik kalp kapaklı anneyi trombozdan (damar içinde bir kan pıhtısının oluşması) korumada yetersiz kalabildiği bilindiği için, kullanımı da tartışmalıdır. Bu noktada doktor ve hastayı zor bir dönem beklemektedir. Hem anne hem bebek için en etkili ve güvenli antikoagülasyon rejimi hala belirlenememiştir.

Kalp kapak protezleri metalik veya biyolojik olmak üzere iki tiptir. Biyoprotez yani biyolojik kapak takılan hastalarda genellikle sadece ameliyat sonrası ilk 3-6 ay varfarin verilir. Sonrasında ömür boyu antikoagülasyon yani kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaç gerekli değildir. Tersine metalik kapak takılan tüm hastaların ömür boyu antikoagülan tedavi alması zorunlu ve hayati öneme sahiptir. Ancak biyoprotez kapakların dezavantajı, ömürlerinin metalik kapaklara kıyasla daha kısa olması ve bu nedenle ileride ikinci bir kalp ameliyatı gerektirebilmesidir. Genelde biyoprotez kapakların ömrü 10 yıl kadardır. Bu nedenle, ileri yaşlı, varfarin kullanması kontrendike olan veya gebelik düşüncesi olan genç kadın hastalar gibi bazı endikasyonlar dışında, metalik kapaklar tercih edilmektedir.

Klinik uygulamada, doğurganlık çağında olup kalp kapak hastalığı nedeniyle açık kalp ameliyatı yapılacak olan genç yaştaki kadın hastalara mekanik ve biyolojik kapaklar hakkında mutlaka bilgi vermekteyiz ve kapak tipine bu bilgilendirmeden sonra hasta karar vermektedir. Bazı hastalar tekrar kalp ameliyat olma ihtimalini göze almak istemez ve ömür boyu ilaç kullanmaları gerekse dahi metal kapak tercih eder. Mekanik kapak takılmış ve sonrasında gebe kalmış hastalarda, varfarin kullanımı bebeğe teratojen etki potansiyeline sahip olduğu için, antikoagülasyon rejiminin nasıl olması gerektiğiyle ilgili farklı yaklaşımlar önerilmektedir.

Mekanik protez kapakların trombozdan korunması için önerilen üç antikoagülan ilaç seçeneği vardır: oral antikoagülanlar(varfarin), standart heparin (fraksiyone edilmemiş) ve düşük molekül ağırlıklı heparinler(DMAH). Ancak her üç ilacın da anneye veya bebeğe olabilecek potansiyel zararları mevcuttur. Varfarin, anne ve kapağı korurken fetusa teratojenik risk taşır; heparin türevleri plasentayı geçmediği için teratojenik değildir ancak annede kanama ve kapakta tromboz riski taşırlar(1). Hem anne hem de bebek açısından riski olmayan bir tedavi seçeneği maalesef yoktur. Bu nedenle bu hastaların takibinde standart bir tedavi protokolü belirlenememiştir. Literatürde bu ilaçların tüm gebelik boyunca tek başına veya gebeliğin farklı dönemlerinde değiştirilerek kullanılmasını öneren çeşitli yayınlar mevcut olmasına rağmen ortak bir yaklaşım henüz oluşturulamamıştır. Bu hasta grubunda büyük kontrollü çalışmaların eksikliği nedeniyle, olgu sunumları ile küçük hasta gruplarındaki yayınlar taranıp bir araya getirilerek yapılan sistematik derlemelerle ancak bilimsel sonuçlara varmak mümkün olabilmiştir. Dolayısıyla bu hasta grubunda hangi tedavi stratejisinin en güvenli olacağı konusunda bir fikir birliği henüz yoktur. Bu takibi zor hastalarla ilgili fikir edinebilmek için, yapılmış olan çalışmaları ayrıntılı olarak incelemek gereklidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir